Dokumacılık, insanlık tarihindeki en eski el sanatlarından biri olup, Eskiçağ toplumlarında hem ekonomik hem de toplumsal yaşamın temel unsurlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreçte kadınlar merkezi bir konumda yer almış ve dokumacılık, büyük ölçüde kadın emeğiyle özdeşleşmiştir. Arkeolojik kazılardan elde edilen yazılı ve görsel belgeler, ip eğirme ve dokuma işlerinin çoğunlukla kadınlar tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir. Mezar buluntularında ve stellerde rastlanan ağırşaklar ile iğ tasvirleri de bu durumu desteklemektedir. Başlangıçta kadınlar tarafından ev içi üretim olarak yapılan dokumacılık, artan talep nedeniyle saraylar, tapınaklar ve özel atölyelere taşınmıştır. Erken ve Orta Bronz Çağı'nda tekstil üretimi ağırlıklı olarak kadınlar tarafından yapılırken, Geç Bronz Çağı'ndan itibaren erkeklerin kurumsal sektörde daha fazla yer aldığı görülmektedir. Orta Babil’de bu eğilim devam ederken, Yeni Asur ve Yeni Babil saraylarında hem erkekler hem de kadınlar dokumacılık yapmıştır. Ancak, Yeni Asur döneminde tapınak ve saray arşivlerinden gelen belgelerde kadın dokumacılara dair çok az referans bulunmaktadır. Kadın işçilerin metinlerde yeterince temsil edilmemesi, araştırmacılar tarafından “görünmez işçiler” olarak tanımlanmalarına yol açmıştır. Toplumsal cinsiyet araştırmacıları, tarihsel belgelerde kadın emeğinin genellikle eksik veya göz ardı edildiğini vurgulamaktadır. MÖ 1. binyılda toplumsal yapı erkek egemen hale gelmiş, savaş ve merkezi devletler bu durumu pekiştirmiştir. Kadınların rolü kısıtlansa da annelik statüsü korunmuştur. Sanatsal betimlemelerde kadınlar, aile içinde eş ve anne olarak tasvir edilirken, dokuma aletleriyle de gösterilmiştir. Kadınlar, akademik araştırmalarda uzun süredir ele alınsa da, erken dönem çalışmalar genellikle erkek merkezli bir tarih yazımına sahipti. Kadınlar, çoğunlukla izole bir kategori olarak incelenmiş ve sadece istisnai figürler tarihsel anlatılara dâhil edilmiştir. Kadınlar, sürekli “öteki” olarak konumlandırılmıştır. Bu makale, Yeni Asur, Urartu Krallığı ve Geç Hitit Krallıklarında kadın emeğinin dokumacılık sektöründeki yeri, sınırları ve ekonomik sistem içindeki görünmezliği ele alınmaktadır. Bu çalışma, tarihsel belgelerin kadın emeğini yeterince yansıtmadığına dikkat çekerek, toplumsal cinsiyet perspektifinden bir değerlendirme sunmaktadır.